“Bitmeyen Gecenin İçinde Kaybolmak: Sıbê Nabe”

Olgun Eren’in söz ve müziğini kendisinin yaptığı “Sıbê Nabe”, duygunun en kırılgan, en yalnız, en içten hâllerini içinde barındıran bir ağıt gibi süzülüyor dinleyicinin kalbine. Bir sigaranın dumanına karışan hatıralar, bitmeyen bir gece, dönüp durduğu hâlde ilerlemeyen zaman ve beklemenin ağır gölgesi… Eser, yalnızlığın iç çekişini ve sevdanın bitmeyen izlerini büyük bir yalınlıkla anlatıyor.

Cigarayı içtiğim ve kaybolduğum zaman,
Duman üstüme çökmüyor.

dizeleri, insanın kendi içine düştüğü bir boşluğu işaret ediyor. Dumanın bile üzerine çökmeyi reddettiği bir yalnızlık; bir sigara eşliğinde akıp gitmeyen zamanın yükü… Olgun Eren, bu hisleri hem sözleri hem de yorumuyla derin bir sessizliğe dönüştürüyor.

Şarkıda “Duydum ki yine döneceksin” sözü, kırılmış bir umudun bir anlığına yeniden kıpırdanmasına neden oluyor. Fakat bu kıpırtı sevinç değil, daha çok bir korku, bir şaşkınlık… Çünkü zaman kendi ritmini kaybetmiş durumda.

Neden bu gece sabah olmuyor?
Neden zaman geçmiyor?

sözleri, şarkının merkezindeki o donmuş anın sesidir. Beklemek, insanın içini yoran en ağır yüklerden biridir ve “Sıbê Nabe” bu yükü bütün gerçekliğiyle hissettiriyor.

Eserin son kısmında ise rüya ile gerçeğin birbirine karıştığı bir sahne beliriyor:

Ah, sabah oldu, yüreğimde bir çocuk
Bedenimde oynaşıyor.

Sabahın gelişiyle umut ve hüzün birbirine dokunuyor. Kapının önünde oturan siluet, bir hayal mi yoksa gerçek mi bilinmez; ama kapının önüne çöken buhar, duygunun sisleri arasında bir özlemi, bir bekleyişi hatırlatıyor.

Olgun Eren’in sesi bu hikâyeyi sadece anlatmıyor, yaşatıyor. Hüzünle örülü melodisi, duru yorumuyla birleşerek dinleyeni kendi gecesine, kendi bekleyişlerine götürüyor. “Sıbê Nabe”, hem bir iç monolog hem bir ağıt hem de yarım kalmış bir sevdanın gizli çığlığı gibi ruha işliyor.

Faik Taş

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir